16 May 2016

Medain Salih, Hayber, Salih Peygamber ile Hz. Ali'yi Yadetmek..

Bazı insanın önüne hayat tüm kapılarıyla açılır. Bu onun için şere açılan bir kapı mı, yoksa mevlanın lütfu mu? Elbet sonu bilen muktedir cevaba.

Neden böyle başlıyorum yazıya çünkü elimdekilere şükrümün az olduğu kanısındayım. İyi bir aile, iyi bir iş, kutlu bir belde ve iyi arkadaşlar. Elhamdülillah..


Arkadaşını "Nasıl tanırsın?" sorusunun "yolda" cevabı pek değişmez. Bizde arkadaşlar toplandık Kur'an-ı Kerim'de kıssaları geçen beldeleri, üzerine ayet inen olayların yaşandığı mekanları gezelim dedik. Hem birbirimizi, hem de beldeleri tanıdık.

Biraz gecikmiş bir yayın oldu, 20-Mart-2006 da yaptığımız yolculuğu ancak paylaşabildim. Hatalarım elbet var, düzeltirim inşallah..

Hayırlı bir "rıhle" oldu bizim için. Peygamberimizin sas dilinden müjdelenmiştir ilim niyetiyle yapılan yolculuklar; "Kim ilim öğrenme arzusuyla bir yola girerse, Allah bu sebeple ona Cennet’e giden yolu kolaylaştırır." (Sahih-i Müslim: Zikir: 11; Sünen-i Ebu Davud, Edeb: 68)

Seyahatimize 04:30 gibi başladık ve 21:30 gibi tamamladık. Güzergahımız gidişte Medine, El-Ula "Medain-i Salih"; dönüşte ise El-Ula, Hayber ve Medine istikametinde oldu.

                                    Gidiş Güzergahı                                                        Dönüş Güzergahı

Seyahatimiz esnasında hız sınırlarının değişken olması sebebiyle bir ceza aldık. "Nura gark olduk." diyebiliriz. Çünkü hız vb limit ve işaretçileri denetleyen otomatik kameralar patlayan flaşları ile plakaları okumaktalar. 300 sar bölü 8. Bu arada kadroyu açıklamadık :)

Şoförümüz İnanç Duman Hocamız, kopilot olarak Mehmet Yağcı Hocamız, yardımcı kopilot Cumali Akatay Hocamız ve biz yolcular; Mehmet Akif Koçaş, Yusuf Güney Doğan, Mustafa Erçik, Halil İbrahim Ünsal ve ben..


Sabah namazımızı Al Mulaylih'ta yol ayrımına yakın (محطة الوفاء) vefalı bir benzinlikte kıldık. Bu arada siz verdiğim linklerde durup Hicaz Demiryolunun kalıntılarına bakabilirsiniz. Buralara, sağınıza solunuza bakabilirsiniz. 

Yol üstünde bir hurma bahçesi kenarında gün yeni doğarken -hatta Cumali Hocam güneşi sizin için yakaladı- mükellef bir çöl kahvaltısı yaptık.




El-Ula'ya varmadan önce hacılar için ecdadın yaptırdığı, girmesi define avcıları herkese yasak olan bir kale görüyoruz. Bakmak isterseniz kale burada..


Medain-i Salih soyu şimdiki araplarla kaynaşmış kadim bir millet olan Kuzey Arapları-Nebatilerden kalma eserlere ev sahipliği yapıyor. İşin ilginç kısmı çoğu gidenin gözünden kaçacak bir zıtlık yapılaşmada göze çarpıyor. El-Ula'nın insanları tarihi 850 yıl geriye giden ama bir kaç on yıl evveline kadar kullanılan topraktan, çamurdan yığma evlerde -kerpiç bile daha sağlamdır, giderseniz göreceksiniz- yaşıyorlarmış. Bir yanda taştan oyulmuş mezarlar ve evler bir yanda çocukların kumsalda yaptığı kumdan kaleler misali mahallelerden oluşan şehir..

Şehri geride bırakıp Hicaz Demiryolu'na ait restore edilmiş bir ten istasyonuna doğru yol alıyoruz. 

Restorasyon aslında uygun ve güzel yapılmış. Açık hava müzesi konumuna olan bu yer Medain-i Salih ile beraber Unesco koruması altında. İkamelerimizi gösterip giriyoruz. Önce istasyonu sonra Medain-i Salih'i geziyoruz. İstasyonda iki ingiliz dikkatimizi çekiyor. İçimizde geçmişin acısı. "Bir ray getirene bir ingiliz altını" Lawrence böylelikle Fahrettin Paşayı desteksiz bırakmıştı Medine'de.. Şimdi bu işe alet olanların çocukları atalarını hiç iyi yadetmemeli. Avrupa, iç destekçileri ve malum zihniyeti olmasa kaç milyon müslüman hayatta olurdu acaba? Müslüman bir memleketin egemenliği altına olmayı zul sayanlar keşke bu günleri düşünebilseydi. 

Gardan kareler..

Medain-i Salih krokisi, Hicaz Demiryolu müzesinden isteyebilirsiniz..


Medain-i Salih'ten kareler..

Malum "şeytan ağzı" denilen yer. Bilgiyi doğrula..

Hayber'e doğru yol alıyoruz. Hayber Yahudi dilinde "kale" demekmiş. 

Biraz endişeliyiz, acaba girebilir kaleyi görebilir miyiz? Bu endişemiz yersiz değil. İran kültürü ve halkı Hz Ali ve ona ait olan herşeye aşırı sevgi ve bağlılık duyuyor. Velakin aynı sevgiyi ne yazık Hz Ömer'e Hz Ebubekir'e göstermiyor, İslam aleminde derin uçurumlar oluşturuyor. Arabistan'da ise bu gibi aşırı sevgi gösterileri bir mekanın kutsanması hoş görülmüyor. Dolayısıyla ziyaretler engelleniyor. Hayber Kalesi etrafındaki yerleşim son on yıl içinde yeni Hayber'e kaymış veya kaydırılmış görünüyor. Yol üstünde ancak bir iki dükkan açık, bütün evler boş, şehir hayalet..

Arabamızı en yakın noktaya bırakıp yürümeye başlıyoruz. Terkedilmiş hurma bahçelerinin arasından geçiyoruz. Yaban eşeklerinin ayak izlerinden başka canlı izi yok. Kaleden arda kalan devasa bir yapı önümüzdeki tepe üzerinde heybetiyle duruyor. 1400 küsür yıl önce bu kaleyi almak hakikaten zor olmuş olmalı. 

Kaleden birkaç görüntü:

Ziyeret bitince birşeyler atıştırmak için arabanın yanında yer sofrası açtık. Tam o anda arabaları ile devriye gezen iki mutavva ve bir asker ile karşılaştık. Türk ve öğretmen olduğumuzu söyledik, çay ikram ettik. Yemek bitince gitmemizi istediler. Biz de öyle yaptık. 

Dönüş yolculuğunda hem akşam namazını kıldık hem de kalan çaylarımızı yudumladık.


Hayber Gazvesi ile ilgi İslam tarihinden kısaca şunları aktaralım:

Hz. Peygamber'in hicretin 7. yilinda fethettigi, Sam-Medine yolu üzerinde Medine'nin 151 km. kuzeyinde Yahûdilerin oturdugu bir yerlesim merkezi. Hayber Yahûdi dilinde kale demek olup burasi ayni zamanda hurma ve tahil merkezidir. Kalesinin yedi burcu vardir. Bunlar Nâim, Kamûs, Sik, Netah, Sülâfim, Vatih ve Ketîbe'dir (Ibn Sa'd et-Tabakâtü'l-Kübrâ II,106) Hz. Peygamber Hayber Yahûdilerinin Medine'ye karsi müsriklerle ittifak halinde olmalari ve pek çok Yahûdi kabilesi'nin burada toplanmasindan dolayi Hudeybiye musalahasindan sonra Hayber'i fethetmek üze re hazirliklara basladi (Vakidî, Kitabü'l Megazî, II, 441-442, Ibn Hisâm, es-Siretü'n-Nebeviyye, III, 201) 

Hz. Peygamber, bu cihad hareketi için sadece cihada ragbet edenlerin katilmasini emretti. Medine'de Siba' b. Urfuta'yi vekil birakti. Esi Ümmü Seleme'yi yanina alarak 1400 yaya, 200 süvari ile yola çikarken; "Biz buranin hayrini isteriz" buyurmustur. Rasûlullah Medine'den hareket ettikten sonra Hayber ile Gatafan kabilesi arasina karargahim kurdu. Sabaha kadar burada bekledi (Ibn Hisâm, es-Sîre, III/343). Gatafanlilarin Hayber'e yardimini engellemek için burada konaklamis bulunuyordu. Hayberliler sabaha kadar, müslümanlarin gelisinden haberdar olmamislardi. Sabahleyin kalelerinin kapisini açtiklarinda; "Muhammed gelmis ve günlerden de cumartesidir" diyerek kalelerine tekrar döndüler. Yahûdiler mukaddes günleri oldugu için cumartesi günü muharebe etmezlerdi. Rasûlullah bunu görünce; "Allahû Ekber, Hayber harab oldu" buyurdu (Ibn Sa'd, et-Tabakat, II,106). Müslümanlarin bu muharebede beyaz renkli sancagini da Hz. Ali tasiyordu. Bu gazvede müslümanlarin kullandiklari parola; "Yâ Mansür, Emit, Emit" "Ey Allah'in galip kildigi müslüman asker öldür öldür' idi (Ibn Sa it, II,1I6, Ibn Hisâm, III, 347).
Hayber'in fethi, Nâim kalesi ile basladi. Burada Mahmûd b. Mesleme atilan tasla sehit oldu. Sonra Kamûs kalesi ele geçirildi. Daha sonra, Vatîh, Sülâlim, Sik, Netah ve Ketîba kaleleri alindi. Bu kalelerin ele geçirilmesinde siddetli çarpismalar oldu. Müslümanlardan yirmi bes kisi sehid olurken, Yahûdilerin kaybi doksan üç kisi oldu. Hayber'in ileri gelenlerinden Useyr, Yâsir, Emir ve Kinâne b. Ebi'l-Hukayk ve kardesi öldürüldü (Ibn Sa'd, II, 1I7).
Müslümanlar bu gazvede pek çok esir aldilar. Ancak Hayber halki esirlerinin iadesini, kendilerinin de affedilmesini istediler. Rasûlullah da bunu kâbul etti. Yahûdilerin ileri gelenlerinden Huyey Ahtab'in kizi Safiyye de esirler arasinda idi. Rasûlullah Hz. Safiyye'ye ailesinin yanina dönmeyi teklif ettigi halde Safiyye, müslüman olarak Hz. Peygamber'e es olmayi tercih etti. Hz. Safiyye Hayber gazvesinden önce Kinâne b. Rabia ile evlenmisti. Ilk gece, gördügü bir rüyayi Kinâne'ye anlatmis O da; "Sen ancak Muhammed'i istiyorsun" diyerek yüzüne bir tokat vurmustu da, gözü morarmisti. Safiyye'nin Hz. Peygamber ile evlendigi zaman hâlâ bu morlugun izi vardi. Nitekim Rasûlullah'in bunu sormasi üzerine esi de bu hadiseyi ona anlatmistir (Ibnü'l-Esîr, el-Kâmil, II, 221)
Bu muharebe sonunda Zeynep bint el-Hâris, Rasûlüllah'a zehirli bir koyun ikram etti. Rasûlullah ondan bir parça aldi, ancak yutmadan koyunun zehirli oldugunu bildirdi. Kadin çagirildi, suçunu itiraf etti ve söyle dedi:
"Gerçekten Peygamber isen, sana bundan haber verilir, eger hükümdar isen senden kurtulmus oluruz." Ancak Bisr b. Berâ bundan aldigi lokma ile zehirlenerek vefat etti. Bunun üzerine kadin Bisr'e kisas olarak öldürüldü. Rasûlullah son hastaliginda dahi Hayber'de aldigi bu lokmanin tesirini hissettigini beyan buyurmustur (Ibnü'l-Esîr, el-Kâmil, II, 222).
Bu gazve sonunda Hayberlilerin hayatlarinin korunmasi, çoluk ve çocuklarinin serbest birakilmasi sartiyla Hayber'den çekilip gitmeyi ve topraklarini, altin ve gümüslerini, üzerindekiler hariç, elbise ve silâhlarini teslim etmeyi, hiç bir sey saklamayacaklarini kabul etmek sartiyla Hz. Peygamber ile sulh andlasmasi yaptilar. Rasûlullah da Hayber arazisini, ashabi arasinda taksim etmislerdi. Ancak Yahûdilerin; "Biz topragi islemeyi ve hurma yetistirmeyi biliriz, bizi yerimizde birak" demeleri üzerine Hz. Peygamber, onlari kendi mülklerinde yarici olarak çalismalarina ve orada kalmalarina izin vermistir (el-Belâzürî, Fütûhu'l-Büldân, Çev: Mustafa Fayda, Ankara 1987, s. 88). Bu duruma göre çoluk ve çocuklari bagislanmis, araziler elde edilen mahsulün ikiye ayrilmasi suretiyle onlara birakilmisti. Buna mukabil hiç bir mal saklanmaksizin teslim edilecekti. Iste Kinâne b. Rabi' bu andlasma hükümlerine uymadigi, iâdesi gereken mallari sakladigi ve Mahmûd b. Mesleme'nin ölümüne sebep oldugu için öldürülmüstür (Ibn Hisâm III, 351). Ayrica yapilan bu andlasmaya göre Rasûlullah onlari Hayber'den istedigi zaman çikaracakti (Ebû Dâvûd, Harâc, 24).
Hayberliler, Hz. Peygamber'in irtihalinden sonra da Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer zamanina kadar belirlenen usûl ile yanci olarak orada kalmaya devam ettiler. Bu arazilerin gelirlerin toplamak isi ile, Hz. Abdullah b. Ravâha görevlendirilmisti. Ancak Hz. Ömer zamaninda aralarinda zinânin çogalmasi, müslümanlara kârsi iyi davranmamalari, Hz. Ömer'in oglu Abdullah'a suikast girisiminde bulunmalari ve müslümanlarin Hayber topragini isletecek duruma gelmeleri üzerine yahûdiler Hayber'den Sam'a sürülmüslerdir (el-Belâzürî, a.g.e, s. 38-40; Yâkût el-Hamevî, Mu'cemü'l-Büldân, Hayber mad.) Yahûdilerin Hayber'den çikarilmalarina Rasûlullah'in "Arabistan'da iki dinin bir arada olmayacagina dâir" hadisinin de sebep oldugu rivayet edilmektedir (Imâm Mâlik, Muvatta', Medine 17-19; Ibn Hanbel, Müsned VI, 275). Hz. Ömer, Yahûdileri Hayber'den çikardiktan sonra Hayber arazisini daha önce Rasûlullah'in taksim ettigi ashaba ve ailelerine dagitmistir.
Kaynak: İslam tarihi




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder