18 Mar 2016

Medine Kur’an-ı Kerim Matbaası ve Kur’an-ı Kerim Sergisi

Önceki gün 12. Sınıflar Kur’an-ı Kerim matbaasını gezmeye gitmişlerdi. Ne çok istediysem iki gün sonra en az dersimin olduğu cuma günü Cumaali Akatay Hocamın teklifiyle kendimi yollarda buldum.






Medine dışında kralın sarayının karşısında büyük bir kompleks. Türk hacılar, umreciler tarafından pek tercih edilmiyor bilinmiyor. Pakistan, Endonezya, Malezya ağırlıklı ziyaretçisi var. Bizim umreciler hurma bahçesi gezeceğine buraya gelebilirler mesela.





Tam adı Kral Fahd Kur’an-ı Kerim Matbaası. 1984 yılında açılmış ve şu an yılda 26 hat üzerine 10 milyon Kur’an-ı Kerim basılıyor. 1800 görevli çalışıyor. Bekar olanlar için lojmanlar, değişik alanlarda çalışanlarına yardımlar bulunuyor, ayrıcalıklı tutuluyormuş. Matbaayı ilk kuran, çalıştıranlar Fransız ve Almanlarmış, fakat ortaya hatalı baskılar çıkınca 30 yıl önce Türkiye’den bir ekip geliyor ve son halini veriyorlar. Fakat can sıkan şu an burada sadece 4 Türk çalışıyor. Birisi Hüseyin Pekmezci, velimiz, bizi gezdiriyor. Eskiden aşağıya kendi ziyaretçilerimizi alıyorduk, şimdi izin vermiyorlar diyor ve ekliyor; “Bak burada 1800 kişi var, sadece baskıda 4 Türk kalmışız. Çocuklara dönüp biz basit insanlar değiliz. Biz istersek her şeyi yaparız.” diyor.



Hüseyin Abi ile üç ay evveline kadar aynı binada kalıyormuşuz. Kızı bizim okulda, Cidde’de İstiklal Marşı yarışmasına katılacak gelecek hafta, maşallah..

Bu matbaada yayınlar ücretsiz olarak Haremeyn-i Şerifeyn, İslam Âlemindeki mescitler, hacılar ve matbaaya gelen ziyaretçilere veriliyormuş. Geçen hafta içi iki günde 9000 Kur’an-ı Kerim ziyaretçilere hediye edilmiş. Büyük hizmet açıkçası ve görülesi bir yer.

Kocaman kâğıt bobinleri, son model basım makineleri var. En son Bangladeş tercümesi bitmiş ve basımı yapılıyor. 67 ayrı dilde tercüme yapılıyor. Geçen sene 12 milyon Kur’an-ı Kerim basılmış.


Kur’an-ı Kerim Matbaasından sonra Mescid-i Nebevi’de Kubbey-i Hadra’nın -Yeşil Kubbe olarak müsemma Sevgililerin Sevgilisi Efendimiz aleyhissalatu vesselamın  dinlendiği mekan- karşısındaki Kur’an-ı Kerim Sergisi’ne gittik. Böyle söyleyince biraz garip kaçıyor biliyorum ama “The Holy Qur’an Exhibition” kelimelerinin tam tercümesi bu sanırım.



Sergiyi sergide görevli Azerbaycanlı Ferman arkadaşımız bize gezdirdi. Öncelikle Mekke’den Kâbe’nin örtüsünden bir parça ile başlıyor sergi, 137 senelik bir örnek. Osmanlı Sultanı 34. Sultan Abdülhamit Han yaptırmış. Halis siyah ipekten, altın boya ve gümüş ipler kullanılmış. Sülüs hattı ile yazılmış ayetler süslüyor üzerini. Hattatı Abdullah Zühtü, ayrıca “Mescid-i Nebevi’nin Hattatı” olarak tanınıyormuş. Sülüs hattı ile en çok yazan hattatmış ve yazdıkları 2 kilometreyi buluyormuş.




Padişahlarımızın hatları da sergileniyor. 30. padişahımız Sultam Mahmut Han bunlardan biri Sultan Abdülhamit Han’ın dedesi. Kendi el yazısı ile hilafeti sırasında iki adet Kur’an-ı Kerim yazmış. 31. padişahımız Sultan Abdülmecid Han’ında hattı bulunuyor. Dede, baba ve oğlun hatları Medine’de…









Sergide çok eski Kur’an-ı Kerimler bulunuyor. Bir tanesi 950 senelik ve ceylan derisi üzerine yazılmış.

Ayrıca Meşhur Hafız Osman’a ait kendi adıyla müsemma olan hat ile yazdığı Kur’an-ı Kerim’i de gördük. Hayatı boyunca 106 adet Mushaf yazmış. Şimdi Türkiye’de basılan çoğu Kur’an-ı Kerim Osman Hattıyla basılıyor.

Şaheser niteliğinde Kur’an-ı Kerimler var. Mesela birisi büyük boy Kur’an-ı Kerimlerimiz ebadında ama tamamı 60 sayfa olan bir Mushaf. İki sayfa bir cüz ve her satırı elif harfi ile başlıyor..

büyütmek için tıklayınız

Devasa boyutlarıyla 143 cm ye 80 cm’lik ve 154 kg ağırlığında el yazması 1870 yılında yazılmış bir Kur’an-ı Kerim de sergileniyor. Gulam Muhyiddin tarafından yazılmış.



büyütmek için tıklayınız

Sergide Arap Alfabesinin gelişimi de anlatılıyor. Ders olarak görmüştüm ama bu daha iyi oldu, velakin sizler kendiniz gidip görmelisiniz fotoğrafını alamadım aceleye geldi. Yine de anlatayım. Kadim Arap Alfabesinde noktalar yok. Yani be’nin fe’nin se’nin aklınıza hangisi geliyorsa harf yok gelişinden anlaşılıyor kelimeler. Ama Kur’an’ın yazıya dökülmesinin ardından okunuşta yanlışlık olma ihtimaline karşı Hz Ali ra öğrencilerinden Ebul-Esved Duveli tarafından noktalar konuyor. Öğrencileri geliştiriyor. Emeviler döneminde Abdulmelik bin Mervan zamanında harekeler ekleniyor. Tabi bunlar aklımda kalanlar bu adresten bakmanızı tavsiye ederim eksiğimizi giderir inşallah.

Azerbaycanlı Ferman arkadaşımız güzel bir nokta koydu. Gençlere döndü aynen aşağıdakileri söyledi. Acaba kaçı dinledi…


“Hususiyle Osmanlı Kur’an’a hizmet etmiştir. Şimdi bildiğimiz gibi Allah teala onları yüceltmiş, dünyaya altı asır hakim olmuşlar. Niçin, dini yücelttikleri için. Efendimiz sas “Bu Kur’an ile Allah kavimleri yükseltir.” diyor, Allah kitabında “Kim Allah’a yardım ederse Allah ona yardım eder” (Hac 40) buyuruyor. Bizim kendimizin Kur’an’a hizmetimiz, Allah’ın dinine hizmetimiz ne kadar düşünüp taşınalım.”

Esma-ül Hüsna ziyaretimiz başka güne kalıyor.

Hafta sonu Mescid-i Nebevi’de Müdürümüz Mustafa Çalışır ile beraberdik. Bu organizasyonun bir benzerini öğretmen arkadaşlar için yapmak konusunda hemfikir olduk. Umarım Esma-ül Hüsna’ya o vakit gidebiliriz.

Okula dönerken okula varmadan hemen önce bir büfede ekmek arası omlet yedik. Büfenin ara sokağında içme suyu doldurulan bir istasyon vardı. Az ilerisinde gençlerin deyimiyle Medine’deki en büyük ama en ucuz yüzme havuzuna gittik. Gençlerin sınırlı etkinliklerinden biri…


Gençler Arabistanda Medinede hafta sonları kendi arabalarıyla ya nargile kafelere, ya ıstırahalara, yahut badiyelere, havuzlara, Yanbu’ya denize gidiyorlar. Pek de az değilmiş, bunlar Türkiyedeki gençler ne yapıyor zannediyor acaba…  Bunu benim eski öğrencilere anlatsam hala “kendi arabalarıyla” dan öteye geçemezlerdi.

“İnsan gül bahçesinde olsa dikeni görür.”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder