12 Şub 2016

Medine'de Evleniyoruz, Ev Kiralıyoruz :)

Bugün ne yaptık.

Üç saat dersim vardı, ne mutlu. Faydalı fakat 8:30 da biten dersten sonra beklemesi sıkıntı, şube kurul toplantımız vardı. Toplantı 12:00 de başladı. 

Toplantı zannımızdan kısa sürdü. Mustafa Erçik hocamız bizim ev ahalisini, Yusuf Güney ve Kenan Yeniceli hocamızı eve sağ salim teslim etti. Biz de bunu kutlamak için iki ev beraber öğle yemeği yedik. Menü karışık, tel şehriyeli bulgur pilavı, sebzeli pilav, kıymalı patates, az fasulye, tarhana çorbası ve ayran. Ardından güzel bir çay. Namazımızı kılıp kaylule yapmak için ekleye dağıldık.



Rıfat hocam Allah ondan razı olsun. Sonuna gönlüne göre 13 bine çok uygun bir ev buldu. Biz İnanç hocamla ondan çok sevindik. Ev Yusuf Dut isimli İskenderunlu bir abimizin. Arabasına İnanç hocam talip oldu. 2001 GMC Yukon xl. Güzel büyük bir araba, Amerikalıların kamyonet dediklerinden. 17 bine anlaştılar, Haraçta İrfan Ustaya uğradık yoktu, Selahattin ustayı aramaya koyulduk. Şanzıman ustası olan ve Yusuf abinin eski bir tanıdığı Konyalı Hüsameddin Ustayla tanıştık. Eşini sordu, hafif gülerek. Değiştirdim ikinci bahar dedi diğeri. Yusuf abi ayrıldıktan sonra açıklıyor, ilk eşi ve kendisiyle geldiğimizde tanıştık. Sonra bunlar ayrıldı. Şimdi Özbek bir eşi var, ama sakın siz eşlerinize böyle şeylerden bahsetmeyin. Gülüşüyoruz..

Selahattin usta biraz pahalı, onu biraz zorlanarak bulduk. Haracın önündeki caddenin sonundaki benzinlikteymiş. Geçen gün ev ahalisi, Erol hocam ve Niyazi abi ile gelmiştik. Niyazi abide Ensar ruhu yaşıyor. Pahalı diye almadığımız karpuzu bize haber vermeden alıp hediye etmesine bugün değilse de yaşlanınca hatırlar oturup ağlarım. Bu arada kapuz cidden ve anlamsız pahalıydı. Ama bir o kadar da lezzetli. Aşağıda Niyazi abi karpuz seçerken..


Ustayı bulduk 250 riyal istedi, anlaştık. Haraç çok ilginç bir yer ayrı bir yazı başlığı olmalı. Türkiye'deki gibi belli bir fiyat yok. Bir fiyat üzerinden açık artırma ile satılıyor arabaların çoğu. Ama araba sahibi fiyatı beğenmezse vazgeçiyor. Her taraf araba çöplüğü. Daha büyük araba mezarları da varmış yakında. Tamirciler açıkça tembel.

Yunus abinin son günleri, bu pazartesi ailesiyle ülkeye dönüş yapıyor. Bu sebeple bir yere davetli arabaya baktırma işi yarına kaldı. Büyük bir problem olmazsa yarın ayağımız yerden kesiliyor inşallah. Yunus abi ara ara gelecekmiş, Türkiye'de iş kurmaya niyetli, umre-hac organizasyonu falan. İstanbul Aksaray'da evi varmış. Hayırlısı..

Eve dönerken fırsat bu, hayat hikayesinin bir kısmını öğreniyorum. Bu insanların haberleri yok yazıyorum. İnşallah Allah ecirlerini artırıp, yüzlerini evlatlarından yana güldürsün. Bu duamla gıyaplarında helallik almayı Allah bana nasip etsin.

Yusuf abi yıl 1989'da daha ben on yaşımdayken, aylık 970 riyale un fabrikasında çalışmak üzere Cidde'ye geliyor. 

Beş arkadaşı ile askerlik dönüşü Arabistan'da çalışmak için başvuruda bulunuyor. Bir yıl çalışır gelir evlenirim hayalleri kuruyor. 

İlk 45 gün sununda Medine'de açılan bir pastanede çalışma teklifi alıyor. Kabul ediyor. Arkadaşlarından kimi iki, kimi üç, kimi beş ay sonra dayanamayıp geri dönüyor. Belki abisinin kendisinden bir yıl önce gelmiş olması onun tutunmasını kolaylaştırıyor. Ana dili arapça, Hatay'dan işçi toplanması boşuna değil yani.

Kendisi ekliyor, ot gibiydim, Medine nedir, namaz nedir, Kur-an nedir bilmiyordum. Araba dahi sürmeyi burada öğrendim. 

Süleyman Nahifî ne demişti:

“Her kime ki Ka’be nasib olsa, Hüda ona rahmet eder 
 Her kişi hanesine sevdiğini davet eder”

Şimdi elhamdülillah Kur-an ezberi parmak ısırtıyor, ihlaslı samimi bir müslüman. Keşke öyle olabilsem dedirtiyor. 

Devam ediyor..

13 ay çalıştım, bekar kalıyor masraf etmiyor, ekstra işlerde çalışıyordum. Sonra izine çıktım 13 bin riyal biriktirmiştim. Türkiye için büyük paraydı. Parayla nişanlandım. Evlilik için para kalmadı. Sekiz aya dönerim dedim, tekrar geri geldim. Ancak 22 ay sonra dönebildim. Kaçak iki sene çalıştım, inşaat işleri yaptım abimle. Türkiye'ye döndüğümde ev de aldım düğün de yaptım. Dört ay kaldım. Kaçak kaldığım için ancak araya birilerini koyarak yeni pasaport çıkarabildim.

Niyet hep dönmekti, diyor. Kısmet bu zamana. Yine döneceğim Medine'ye, diye ekliyor. Türkiye başka ama Medine benim birinci vatanım, şehrim. 

"Hayvan eti yemişler". Şaka yapıyor. Ana dilim arapça. Arapların iyisi de var, kötüsü de. Hadis ekliyor "üç şey için arapları sevin". Devamı gelmiyor. Ben internetten buldum yazayım "Üç hasletten dolayı Arabi seviniz: Çünkü ben Arabım, Kur'ân-ı Kerim Arapça olarak nazil olmuştur, Cennet ehlinin konuştukları dil Arapçadır." İbni Abbas'tan. Ayrıca ekliyor "Cennet ehli Muhammed Aleyhisselâmın diliyle konuşacaklar" mealinde bir rivayeti zikrediyor, İmam Kastalânî, Hz. Âişe'den senedi internetten buldum.

19 yıl inşaat işi yapmış. Babam gibi boyacı. İsim de yapmış. Son yedi sene cıncık boncuk işine girmiş. Şu an belediye hizmetlerine tahsis edilen haremi çeviren dükkanlardan birini işletmiş. 12 metre kare 375 bin riyal, yani yıllık kirası 100 bin dolar vakıfa ait. Şimdi Pakistanlı iki kişinin çalıştırdığı dükkanı varmış başka yerde.

Yaşlı bir arkadaşı, Zikrullah abisi "Yusufum gel sana bir dükkan açalım." demiş. İlk yeri borç aldığı cepteki iki bin riyal ile mevsimlik olarak açmış. "O yıl Furkan doğdu" diye ekliyor. İki kızı bir oğlu var. Kızlardan biri Yıldız Teknik Üniversitesinde okuyor. YÖS yurt dışındaki Türkler için büyük avantaj. Şimdi Furkan sekizinci sınıfta Rıfat hocamın öğrencisi. Açık liseye kayıt ettirecekler yılda iki kere gelip Arabistan'da sınava girecek. Bu sebeple ikametlerini sonlandırmıyor aile.

"Rabbim sana bir şeyi nasip edecekse her türlü nasip eder." diyor. Cümle edebi değil ama hayatının bir özeti ve doğru.

Emirliğin yanından geçiyoruz Hareme doğru. Sol tarafımızda Hicaz Demiryolunu gösteriyor ve "Tayyip Erdoğan'dan önce burası çöplük gibiydi." diyor. Şimdi tertemiz ve yılda onbeş yirmi gün müze olarak açılıyormuş. 

Mescid-i Nebevî'den ezan sesi yükseliyor. Yarın ikindi de buluşmak üzere ayrılıyoruz.  Mescid çok güzel, buraların sevgisi, arkadaşlığı başka. Allahtan her müslümana burada yaşamak nasip olmaz ama en azından gelmeyi görmeyi nasip etsin.

Bu arada eve gelip kitaba sarıldım. Üstat Ali Ulvi Kurucu'nun hayatını anlatıyor. Son yüzyılın tanıklarından, Medine'de yarım yüzyıl geçirmiş Cennet-ül Baki' de yatan bir fikir adamı. Okuyun okuyun okuyun derim.


Bir arkadaşım beni rüyasında talebe olarak görmüştü yıllar önce sarıklı cüppeli...

Talibim ya Rab, dinine talebe olmaya, bana nasip ettiklerine bunu da ekle. Evlatlarımı âlimlerden eyle. Amin..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder