3 Şub 2016

Ben Onunla Evlenmek İstiyorum

Bir kadın varmış, eşi ramazan ayında yanlız kalmak istermiş. Kadın oldukça zengin ayrıca hizmetçileri de varmış.

Kocası şehirde kalmak istemez yakındaki bir dağın zirvesinde bir kişinin ancak sığacağı mağarasında, sessizlikle, kendisiyle, fikriyle başbaşa kalır, çok sevdiği şehri yukarıdan izler, yaradana sığınırmış. Yanına aldığı azığı üç beş güne tükenirmiş.


Bu zengin, soylu, işini yaptıracak hizmetçisi bol kadın kocasını çok severmiş. Ayrıca hiç yüksünmez, eşinin işini hizmetçisine gördürmez kilometrelerce yürür, beş yüz yetmiş beş metre tırmanır, dağ taş demez eşine azık taşırmış. Bu iş için altı kilometre gider ve dönermiş. Bunu bir gün iki gün değil beş yıl boyunca yapmış. Bu arada yaşı ellibeş imiş. Körpe taze yani gençte değilmiş. Bu arada iki oğlu, dört de kızı olmuş. Oğulları yaşamamış, dünyaya küsmemiş, kocasına her ramazan neden böyle yaparsın gibisinden sitem dahi etmemiş.

Eşinin gönül rızasını kendi mutluluğu bilmiş. Eşi de onun gönlünü kıracak bir sözü yaklaşık yirmi beş sene boyunca hiç etmemiş. 

Gün gelmiş eşi için tüm varını harcamış, yoka tebdil etmiş. Gönlü kırılmamış, gönül kırmamış mal mülk için. Ömür tamama erince soylu kadın hasta yatağında kocasından razı, kocası ondan razı gözlerini yummuş. Hüzün dolu bir yıl başlamış..

Bugün Cebel-i Nur'a çıktık. Hira mağarasına..

Şu yukardaki küçük anlamlı hikayenin benzerleri aslında yüzyıllardır "ben" egosunu terk eden kadınlarca tekrar tekrar yaşanıyor. Ama şimdi günümüzde bir bayanın eşi için fedakarlık yapması olağan bir durum değil. Efendimizin s.a.s. hayatına o kadar muttali olmuşuz ama etrafındaki güzide insanları pas geçiyoruz.

Bunu otelimizden bir saatlik yürüyüş ile ulaştığımız bu dik dağa tırmanırken bir kez daha farkettim. 

İnsanlar nasihat edilmek istemiyor. Ama Efendimiz s.a.s. buyuruyor; "Din nasihattir."

Ben yine de modern dünyanın aksine bu modern dünyada bile mutluluğun itaatkar bir eşten geçtiğini haykırıyorum. İtaat derken açalım eşe itaat değil, dine itaat. Peki din bir eşin hayır isteğine diğerinin "ben istemiyorum, düzenimi değiştiremem" demesini kabul eder mi? Cevap imanı sağlam bir eş için bellidir, vermeye gerek yok.

Velev ki dünyalık ve helal bir istek olsun. Bu "hayır"da evlilikleri için "hayır" var mıdır? Hayır ve şer nerede, Allah indinde. Amenna sadakna..

Peki eşi için razı olmak modem zamanın neresinde? Peki bir ev için iki baş olabilir mi? Kim baş olacak, diğeri uzuv? Allah korusun televizyonlarda, çevrenizde uzvunu kaybetmiş insanlar var. Ortak noktada buluşamayan vücudun parçaları işlev yapmasa bile bir arada görüntü bütünlüğü oluşturmuyor mu? Ne yapmalı? Çalışmayan iki ayağı tedavi imkanı varsa etmeli, yoksa ayaklar yerinde durmalı.

Eskiden serkeş bile olsa eş başta, yanda tutulurdu. Görüntü bütünlüğü olması hasebiyle. Şimdi arada tökezleyen bacağı bile kesmek isteyen başlar mevcut. Bir iki sözü olmadı diye yuvasını dağıtacak "benler" sarmış heryanı.

Din boşanmayı başta erkeğe bırakıyor. Kadın dilerse evlilik anında boşanma hakkını talep ediyor. Serkeşlik yapan, çocuğu olmayan, kalbin ısınamadığı koca ile boşanabiliyor kadın, velakin miras ve maddi hiç bir artısı olmadan. Peki hikmeti ne? 

Hikmeti açık, kadın duygusal ve kırıldığı an boşanmak isteyebilir. Onu düşünmeye sevk edecek mantıklı davranmasını sağlayacak adımlar bunlar. 

Günümüz medeni toplumu, hukuku ve "devamlı kazan kazan, ama kendinden harcama" ilkesi evliliğin temeli olan "onun için" kavramını silmiş. 

Bütün bu bencillik kokan, toplumu zayıflatan ve mutluluğun yolunda oturup "ali kıran baş kesen" "ben"i hatırlattı bana Hz Hatice. O beni bir kez demişti. 

Ben onunla s.a.s. evlenmek istiyorum...

Hira'dan fotoğraflar. Bilmeyenler için, uzakta arka fona yer alan o sevimsiz gökdelenlerin bulunduğu yerdeydi Hane-i Saadet. Ve Cebel-i Nur bize ne denli uzak ve yüksek..







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder